Bakara 201. Onların kimi de: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik, âhirette de güzellik ver ve bizi cehennem azabından (ateşinden) koru.” der.
Bakara sûresi 201. ayet, aslında her gün 5 vakit namazda her oturuşta okuduğumuz ‘Rabbenâ Âtinâ’ ile başlayan kısımda edilen dua. Ve ben de çok seviyorum.
Alıntı:
Hz. Enes (ra) şöyle demiştir: Resûl-i Ekrem (sav) çoğu zaman şöyle dua ederdi:
“Ey Yüce Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ve güzellikler ver, âhirette de iyilik ve güzellikler ver. Bizi cehennem azâbından koru.”
Bu hadisin söylenmesine sebep olan hoş bir olay vardır. Resûl-i Ekrem Efendimiz hasta bir sahabisini ziyaret ediyordu. Adam o kadar erimiş , küçülmüştü ki, bu hadisi bize haber veren Enes’in ifadesiyle, kuş yavrusuna dönmüştü. Peygamber Efendimiz (as) ona:
- Allah’a bir şeyle dua ediyor, ondan bir şey istiyor musun? diye sordu. O eriyip zayıflamış sahâbi:
- Evet, Allah’ım! bana âhirette ne ceza vereceksen, onu bana dünyada ver, diye dua ediyorum, dedi.
Resûlullah (sav):
- “Allah Allah! Senin buna gücün yetmez” dedikten sonra hadîs-i şerifteki duayı okumasını tavsiye buyurdu. Daha sonra o sahâbînin âfiyete kavuşması için dua etti, çok geçmeden o zât iyileşti.
Bu dua Bakara suresinin 201. ayetinden alınmıştır. Bu duada 3 şey istenmektedir.
- Dünyada İyilik:
Dünyada iyilik sözü sağlık ve âfiyeti, helâl rızkı, hayırlı evlâdı, iyi eşi, faydalı ilmi, makbûl amel ve ibadeti, kısaca nimet denilebilecek her şeyi içine alan geniş kapsamlı bir ifadedir.
- Ahirette İyilik:
Allah’ın affını elde ederek başta cennet olmak üzere Cenâb-ı Hakk’ın iyi kulları için hazırladığı her türlü nimete kavuşmayıi kıyametin korkunç hallerinden emin olmayı, hesabı kolayca vermeyi ve özellikle Cenâb-ı Hakk’ı görmeyi ifade etmektedir.
- Cehennem Azâbından Korunma:
Bu ise bir insan için felaketlerin en büyüğüdür. Bu sebeple Efendimiz her fırsatta ondan Allah’a sığınmıştır. Cehennem azâbından korunmayı isteyen kimse , Yüce Allah’tan kendisini her türlü kötülükten ve haramdan korumasını da istemiş olmaktadır.
Kaynak: Namazı Anlayarak Kılmak, syf 67, Prof. Dr. Davut Aydüz
Kaynak sayfadaki dipnot: Riyaz’üs-Salihîn terceme ve Şerhi 6/336, trcm: M.Y.Kandemir ve diğerleri) Erkam yay. İstanbul 2001.
. ayet | Yorum Yok »
“Nefis tembeldir, yatmak uyumak ister; halbuki hayat ciddî bir mücadele, acımasız bir savaş, devamlı bir uğraştır; gevşememeyi, gaflete düşmemeyi, sıkı çalışmayı, cehd etmeyi gerektirir.”
Prof. Dr. M. Esad COŞAN (Rh.A)
. m.e.c., unutma | Yorum Yok »
“Tek bir kişi” olarak tüm dünyayı etkileyebilecek bir şey yapabileceğimizi hatırlatmak istiyorum. “Boykot”. Bilinçli bir alışveriş ile yaşam boyu sürecek bir proje bu.
“Karabağ’da, Bosna’da, Filistin’de, Afrika’da, Asya’da ve dünyanın herhangi bir yerinde zulümleri kimlerin yaptığını iyi tespit ediniz, o zalimlerin mal ve eşyalarına alenen boykot ilan ediniz, alışveriş yaparak asla onları ticarî yönden kuvvetlendirmeyiniz! Onlara bir kuruş bile kazandırmamaya çok dikkat ediniz!” Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan (rh.a)
Bugün dünyada yaşananları dikkatle okumamız lazım. Ve unutmamamız lazım. 2008′i 2009′a bağlayan son 21 günde binlerce insanı öldüren İsrail’i, onun yanında yer alanları, yapılanlara sessiz kalanları her alışverişte her ticari harekette hatırlayıp buna göre hareket edelim
. fikir, m.e.c., tefekkür | Yorum Yok »
27 Aralık 2008 Cumartesi… İsrail, Yahudiler için kutsal olan bir Cumartesi gününde kendi dinini, inanışlarını hiçe sayarak Filistin’in Gazze’sine havadan bombalar yağdıran ve ilk gününde yüzlerce Filistinliyi öldüren bir savaş başlattı. Günler geçtikçe daha da iyi anladık ki sadece kendi dinleri, inançları değil İsrail’de “insanlık” da bitmiş. Gördük, -dayanamasak da- görmeye devam ediyoruz.
Ben bu yazıyı yazarken, malesef savaş hâlâ devam ediyor…
Ve ben ‘en azından bir insan olarak’ kalbim buna dayanmıyor diyebilmek için dilim döndüğünce birkaç cümle yazmayı borç bildim. Dualarıma ek olarak…
…
Defalarca ne hissettiğimi yazmak için cümleler kurup sildim… Tekrar yazdım. Sildim… Söyleyecek söz bulamamak neymiş anladım.
. . .
Böyle bir dünyada yaşamaktan utanıyorum. İnsanların ölümünü canlı yayında seyretmekten de…
…
Barışı, insanlığı bombalıyor Yahudiler… Kendi geleceklerini… Özgürlüklerini… Öldürüyorlar.
Gerçekleşeceğinden emin olduğum şey ise bunun hesabını veremeyecekleri… ‘Büyüdüğünde terörist olacak’ diye öldürdükleri bebeklerin hesabını veremeyecekler. Camilerde namaz kılarken öldürdükleri masum insanların. Yaralıları tedavi etmeye giderken bombaladıkları ambulanslarda ölen doktorların. Karadan askerlerle sığınaklara sığınmalarını söyleyip sonra uçaklarla topluca sığınakta öldürdükleri masum insanların…
…
İsraili ve insanlığa sığmayacak bu yaptıklarını şiddetle lanetliyorum…
…
Ve biliyorum ki, emimin ki, güveniyor ve dayanıyorum ki, “Allah’ın cezası pek şiddetlidir.”
Bakara 211. (Resûlüm!) İsrâiloğulları’na bir sor; onlara (geçmişte) nice açık âyetler (mucizeler) verdik. Kim, Allah’ın nimetini, o (nimet) kendisine geldikten sonra (küfre saparak) değiştirirse, şüphesiz Allah’ın cezası pek şiddetlidir.
.
. ayet, dünya | Yorum Yok »

Obama ve McCain yarışını Google’ın Trends’ine sorduğunuzda da seçim sonuçlarını aşağı yukarı görebiliyorsunuz.
www.google.com/trends
“Obama, McCain”
Google’ın bu kadar ‘basit’ görünen, “kolayca” kullanılan arayüzünün altındaki ‘fikirler’ gerçekten derin ve dahice. Bu işlerin içinde olmama rağmen, “google yaklaşımı”nın İnternetin keşfi kadar hayranlık uyandıracak parlak fikirlerle dolu olduğunu düşünüyorum. Abartılı bir ifade mi?
. fikir, google, net | Yorum Yok »

Dersu Uzala bir Akira Kurosawa filmi. Yavaş bir film, birçok doğu filmi gibi. Ama derin cümlelerle örülmüş. İşte hoşlandığım birkaç replik:
Yüzbaşı ve adamlarının Dersu ile ilk tanışma sahnesi…
Yüzbaşı -Kimsin sen? Bir Çinli mi? Bir Koreli mi?
Dersu -…Hayır… Gezginim ben.
Yüzbaşı -Avcı mısın?
Dersu -Evet. Her zaman avlanırım. Başka hiçbir işim yoktur benim.
Yüzbaşı -Peki nerede yaşarsın?
Dersu -Aslında benim evim yok… Kulübe yaparım, orada yatar, uyurum. Sanki.. evimde gibi yaşarım.
—Ateşte yanarken fısıldayan ‘odunla konuşma’ sahnesi:
Dersu -(Ses çıkararak yanmakta olan odunla konuşur..) Hey, sen, gevezelik yeter artık!
Dersu -Demek öyle… (Ses çıkaran odunu toprağa buladıktan sonra tekrar diğerlerinin yanına koyup) Al, hadi bakalım… Şimdi ses çıkarsana…
—Kaplanla Konuşma Sahnesi -
Bu repliği de uzun uzun yazmak istemiyorum ama özetle; Dersu, karşılarına aniden çıkan kaplana askerlerin ateş ederek kendisini vurabileceğini ‘konuşarak’ anlatmaya çalışması vardı bu sahnede… “Kaplan… Askerler ateş eder… Hadi git!” -Bu tavır bana çok tanıdık geldi.
Her ‘şey’i canlı olarak görüyor Dersu. Toprak, su, rüzgar, ateş.. hepsi canlı
–Bu konu üzerine Tevfik Fikret Bakan’la konuşurken eklemeyi unuttuğum bir başka kavramı hatırlattı bana: “Dostluk”. Evet, yüzbaşı ve Dersu arasındaki arkadaşlık, muhteşem bir dostluğa dönüşüyor… Seyredilesi bir film.
. sine | Yorum Yok »